Atatürk hakkında bunları biliyor musunuz

Atatürk hakkında bunları biliyor musunuz ?                                            Kapat.



- *Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu;

- *Bir geometri kitabı yazdığı, üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu.


- *Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.

- *''Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbilt Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landin`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını.

- *Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtigini ve saygı duruşunda bulunduğunu.

- *''Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini.

- *Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üstteğmen Kara Fatma'nın 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu. 

- *Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu.


- *1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli,en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini. 

- *1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde; "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini. *

- *1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını.

- *2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; '' Milenyumun hiç süphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini. 

- *2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr Johns`un önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk'ü örnek alsın yeter" olduğunu. 

- *2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini. 

* * *BİLİYOR MUYDUNUZ ?***

 

Atatürk’ün Yanı Başında

 

1927 - 1938 yılları arasında Çankaya Köşkü Kütüphanecisi olan Nuri Ulusu’nun “Atatürk’ün Yanı Başında” adlı anı kitabı, oğlu Kemal Ulusu tarafından derlendi

Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı olan Kemal Ulusu “29 Ekim 1979’da ölen babamın vasiyetini geç de olsa yerine getirdim. Babam son günlerinde anılarını ve hayatını bir deftere yazmaya başlamıştı” diyor.

Son dönemde, “büyük devlet adamı”, “dahi”, “başkomutan”, “devrimci” gibi özelliklerinin yanı sıra “insan” Atatürk’ü anlatan ve büyük ilgi toplayan belgeseller çekiliyor, kitaplar yazılıyor. “İnsan” Atatürk’ü anlatan kitaplardan biri de Doğan Yayıncılık’tan çıktı. Kitabın adı, “Atatürk’ün Yanı Başında.”
Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun hatıralarından oluşan kitapta Ata’nın ilk kez yayınlanan fotoğrafları da yer alıyor. Kitabı derleyen ise Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Mustafa Kemal Ulusu. “Babamın vasiyetini yerine getirdim” diyen Ulusu, “Babam Nuri Ulusu, 1927’den 10 Kasım 1938’e kadar, yani Atatürk’ün vefatına kadar Çankaya Köşkü’nün Kütüphaceliği’ni yaptı. Çoğu zaman onun en yakınındaki birkaç kişiden biriydi. Bize Atatürk’le ilgili çok özel anıları anlatırdı. Biz de bu anılarını yazmasını istedik. Ölümüne kadar hatıralarını bir deftere yazdı. Ben de babamın kaleme aldığı özel anılarla birlikte, gazete ve dergilere verdiği röportajları derledim” diyor. Babasının en büyük arzusunun 29 Ekim ya da 10 Kasım tarihinde ölmek olduğunu söyleyen Ulusu sözlerini şöyle sürdürdü: “Ölüm döşeğinde zaman zaman gözlerini açar bize tarihi sorardı. Son olarak 29 Ekim 1979’da gözlerini açtı, bize tarihi sordu. ‘29 Ekim’ dediğimizde yüzünde tuhaf bir gülümseme belirdi ve son nefesini verdi.” İşte Atatürk’ün en çok vakit geçirdiği Çankaya Köşkü Kütüphanesi’nin 11 yıl sorumluluğunu üstlenen Nuri Ulusu’nun gözünden Atatürk...

Köşkün Kütüphanecisi oldum

Nuri Ulusu, Atatürk’le askerlik yaptığı Çankaya Muhafız Alayı’nda karşılaştı: “Muhafız Alayı, Çankaya Köşkü’nü, yani Aatatürk’ü koruyan birlikti. Atatürk bu alayda görev yapan tüm askerlerle tek tek konuşur, onları tanımak isterdi. Bir akşamüstü haber geldi, Atatürk beni görecekti. Hemen üstümü başımı toparladım ve Rusuhi Bey’le birlikte Atatürk’ün makamına gittik. Kalbim duracak gibiydi. ‘Yaklaş asker’ dedi ve sordu: ‘Adın ne?’’, ‘Hacı Tevfik Kaptan oğlu Nurettin’. Bir an durdu, düşündü, hatırlar gibi oldu. ‘Ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum delikanlı’ dedi. Tüm cesaretimi toplayarak ‘Paşam ben sizi Bandırma Vapuru’yla yolcu etmiştim’ deyince hatırladı. Anamı, babamı sordu. Askerlik görevimden sonra da bana görev verilmesini istedi. Çankaya Köşkü Kütüphanecisi olmam da askerliğimden sonra, 1927 yılında başladı.”
Artık, Nuri Ulusu Atatürk’ün hep yanı başında olan birkaç kişiden biriydi. Hatta seyahatlerinde, köşkün dışına çıktığında da hep yanı başındaydı. Atatürk uzun saatler boyunca kütüphanede kalıyor, kitaplarını okuyor, çalışıyordu. En kızdığı şeylerden biri de kitapların sayfasının kıvrılmasıydı. Ulusu, önlemini aldığını söylüyor: “Atatürk kitabı hangi sayfasında bıraktıysa not alırdım. ‘Getir bakalım bizim kitabı çocuk’ dediğinde hemen kaldığı sayfayı açar verirdim. Çok hoşuna giderdi. O hangi kitabı okursa, ben de o kitapları okurdum.”

ASIM US Us ADIYLA GAZETEYE YAZARDI

“(...) Atatürk Cumhurbaşkanlığı döneminde de yazarlığını devam ettirmiş; fakat yazdığı yazıların ve makalelerin çoğunu gazete ve mecmualarda kendi adına yerine o gazete ve yazarlarının adı ile yayınlattırmıştır. Hatta bazılarını ise bazı kurumlara mal ederek yayınlattırmıştır. Bilhassa Hatay davası sırasında yazdığı önemli makalelerde bunu çokça yapmıştır. Benim yakinen ve bizzat şahit olduğum olay ise Vakit adlı gazeteye yazdığı yazılardır. Bu yazılarını Asım Us adı ve imzasıyla yazmış ve gazetede yayınlanmıştır. ”

Satırları kalemle çizerdi

“(...) Kitap okurken altını muhakkak kırmızı kalemle çizerek önemli hususları belirtirdi. Önemli olmayan yerleri ise ya mavi ya da kurşun kalemle çizerdi. Ama müthiş hızlı okuma tekniğine sahipti. Normal kalınlıkta bir kitabı başkası iki günde okur bitirirse, o bir gecede bitiriverirdi. Kütüphenemizdeki kitapları arkadaşları ve başkası okurken kibarca sayfalarını kıvırmamaları için bizzat ikaz ederdim. Çünkü sayfa kıvırmaya çok kızardı.”

Adını değiştirmeyi düşündü

“(...) Atatürk’ün Arapça kökenli kelimelere karşı müthiş alerjisi vardı. Arapça harfleri, eski hukuki terimleri, hiç kullanmak ve kullandırmak istemezdi. O kadar ki, kendi adı Kemal’i bile Arapça kökenli olduğu için değiştirmeyi düşünmüştü. Bu mevzuda kütüphanede bayağı kafa yorduğuna bizzat şahit olmuşumdur. ‘Kemal mi Kamal mı?’ diye kendi kendine konuşur, sorardı. Hatta bir ara Kamal adını kullanarak kendine az miktarda kart dahi bastırmış, ama pek kullanmamıştı. 1934’teki yasayla aldığı Atatürk soyadının başına sadece K harfini koyarak K. Atatürk olarak imzalarını atarak bu probleme çare bulmuştu.”

Münir Nurettin’den Atatürk’e: “Siz söylemeyin şarkıyı bozuyorsunuz”

“(...) Atatürk Münir Nurettin Selçuk Bey’i sever, taktir ederdi. Bir tren seyahatimizde yanında Fahrettin Altay Paşa da vardı. Kahvelerini içerken beni çağırdı, ’Gramafona bir plak koy da dinleyelim’ dedi. Ben de Münir Nurettin Selçuk’un bir plağını koydum. Daha ilk ses çıkar çıkmaz, ’Çabuk kapat bunu, yerine başka koy’ dedi. Safiye Ayla’nın bir plağını koydum. ’Tamam güzel oldu şimdi’ dedi ve ’Münir Nurettin’in ne kadar plağı varsa getir’ dedi. Üç dört plağı vardı, hepsini Atatürk’e verdim. Camı açtı ve tüm plakları attı. Sonra da ’Oh be’ dedi. Şaşkın bakışlarımız içinde bir şey sormadık. Ta ki Ankara’ya gelinceye kadar. Keyifli bir anında plakları niye attığını sorduk. Gülmeye başladı. ’Münir Nurettin hani bir gece Dolmabahçe’ye gelmişti, sofrada şarkı söylerken, ben de keyifliydim

söylediği şarkılara iştirak ediyordum. Bir müddet sonra şarkısını kesti ve yanıma gelip kulağıma, ’Lütfen benimle beraber söylemeyin, şarkıyı bozuyorsunuz, ben rahat söyleyemiyorum’ dedi. Belki kimse sezmedi ama kendime mani oldum, ters bir şey söylemedim. Tabii şarkı bizim işimiz değil ama keyiflenmişiz, söylemeye çalışıyoruz. Beyefendiyi pek rahatsız etmişiz. O gece ona çok kırıldım, gücendim. Ama yine de plaklarını atmamalıydım, yanlış yaptım’ dedi. Münir Nurettin’i bir başka gece yine davet etmişti ama o gece nedense Münir Nurettin’den hiç şarkı istemedi.”



Atatürk’ün Kişisel Özellikleri

VATANSEVERLİĞİ

• Vatan sevgisi Atatürk’ün en önemli özelliğidir.Vatanın savunulması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır.Vatan savunmasını her şeyden önemli ve her şeyden üstün gören Atatürk’ün İstiklâl Savaşının kazanılmasında vatan sevgisi ve Türk milletine olan güveni önemli bir yer tutar.


 
İDEALİSTLİĞİ

• Atatürk’ün en büyük ideali ,Türk Milletinin ‘’ En medeni ve refah seviyesi yüksek bir millet olarak varlığını    yükseltmek’’ti. Bir idealist olarak, en kısa zamanda bu hedefe ulaşmak istiyordu.


HAKİKATİ ARAMA GÜCÜ

• Hakikati aramak   ve hakikati konuşmak Atatürk’ün yöntemiydi.O, akıl ve bilime değer verirdi.Olaylara bir bilim adamı gözüyle bakarak hakikati bulmaya çalışırdı.’’Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur.’’derdi 

 
SABIR VE DİSİPLİN ANLAYIŞI

• Atatürk önemli düşünceler karşısında önce düşünür , inceler , araştırır  ve tartışırdı.Sonra kesin kararını verirdi.Verdiği kararın uygulanma zamanını ise sabırla beklerdi.

 
İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜ

• Atatürk olayların gidişini değerlendirerek sonucunu tespit ederdi. Çanakkale Muharebeleri sırasında, düşman donanmasının nerden çıkarma yapabileceğini önceden sezerek gerekli tedbiri alması savaşın  sonucunu değiştirmiştir.

 
AÇIK SÖZLÜLÜĞÜ

• Atatürk, doğruyu söylemekten asla çekinmezdi.’’Ben düşündüklerimi, daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa halk beni tekzip eder.’’derdi.

 
MANTIKLILIĞI

• Keskin bir mantık ve zekâ gücüne sahip olan Atatürk ,hayatı boyunca akıl ve mantığa büyük önem vermiştir. Bu özellik onun evrensel devlet adamı olarak tanınmasında büyük bir rol oynamıştır.’’Bizim akıl, mantık ve zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir.’’ diyerek ülke sorunlarında mantık ve şuurla hareket edildiğini göstermiştir.


 ÇOK CEPHELİLİĞİ

•  Atatürk çok cepheli bir liderdi.
O hem fikir hem de hareket adamıdır. Yani bir taraftan Türk inkılâbının hazırlayıcısı diğer taraftan da  uygulayıcısı olmuştur. Hem düşünen hem de eserler veren Atatürk, çok yönlü bir lider olduğunu göstermiştir.

 
EĞİTİMCİLİĞİ

• Atatürk toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı amaçladığı için milli eğitim ile yakından ilgilenmiştir. O , ‘’ Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum olarak yaşatır; ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.


YÖNETİCİLİĞİ

•  Mustafa Kemal iyi bir yönetici için gerekli bütün özelliklere sahipti. Kibar davranışları, dürüstlüğü, emir veriş tarzıyla örnek olmuştur. Gerek devlet yönetiminde gerekse askerlik hayatı boyunca hiçbir zaman maceraya yer vermemiştir.

 

DIŞ BASINDAN ATATÜRK

·  Çağımızın en büyük liderlerinden biriydi.Türkiye'nin,dünyanın en ileri ülkeleri arasında hakettiği yeri almasını sağlamıştır.
General Mc.Artur (A.B.D 1938)

·  Atatürk,yalnız Türkiye'nin değil bütün Doğu'nun Ata'sı idi.
Altes Veli Han(Afganistan,1938)

·  Atatürk,kişilik ve yeteneğin dev gibi bir simgesiydi.
National Tidense Gazetesi(Danimarka,1938)

·  Çökmüş bir ülkeye geçmişin tarihsel değerini geri veren Atatürk olmuştur.
Massagero Gazetesi (İtalya 1938)

·  Atatürk,tarihte ülkesinin en büyük adamlarından biri olarak kalacaktır.
Le Morgen Bladet Gazetesi

·  Atatürk Türkiye'yi utanma ve çöküntüye uğramaktan kurtardı.
Gazete Polka(Polonya 1938)

·  Atatürk'ün ölümü yalnız Türk Ulusu için değil,O'nun örneğine çok muhtaç olan bütün doğu ulusları için de büyük kayıptır.
Eleyyam Gazetesi(Suriye 1938)

·  Atatürk'ün ölümü gerek Türkiye için gerekse bütün dostları için derinliği ölçülmez bir kayıptır.
İzvestia Gazetesi(Rusya)

İÇ BASINDAN ATATÜRK

·  Eşsiz Kahraman Atatürk,vatan sana minnettardır.
İsmet İnönü Cumhurbaşkanı

·  Çoktan, pek çoktan beri bu millet bir oğlunun kişiliğinde böylesine kendini bulmamıştı.
Yahya Kemal Beyatlı

·  Atatürk düşünceleriyle bitmeyen insandır.
Orhan Seyfi Orhon

·  Gerçeğe giden bütün yollar O'nda birleşiyor.O'nda tamamlanıyoruz.O'na sırtını çeviren çeviren düşünce bizden değildir.
Cahit Tanrıyol

·  Atatürk,dinamik bir ruha sahiptir.O'na tutunan insan olduğu yerde kalmaz. Atatürk,geliştirici ve genişletici bir düşünceye sahiptir.O'nun arkasından gidenler geride kalmaz.
Cemal Gürsel

·  O'na "Ordu yok"dediler "Yapılır"dedi;"para yok"dediler."Bulunur"dedi;"Düşman çok"dediler, "yenilir!" dedi ve bütün dedikleri oldu.
İ.Habib Sevük 

 

Atatürk'ten…

 

Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

 

Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar.

 

Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.  

 

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

 

Bana bakmayınız.Benim hayatim başka türlü düzenlenmiştir.

 

Basın, ulusun ortak sesidir. Bir güç, bir okul, bir yol göstericidir.

 

Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim.

 

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.  

 

Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteyicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam.

 

Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter.

 

Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir.

 

Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

 

Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.

 

Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

 

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela büyük olmak lazımdır, der ve bunun için mumune intihap eder, onun için olmayınca, memleketin kurtulamayacağı kanaatinde bulunur; bu, adam değildir.

 

Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız. Benliğinize bağlı kalın ama, gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı 'dan almasını bilin. Yoksa, bilim ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler.

 

Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.  

 

Bir kere memlekette topraksız köylü bırakmamalıdır. Bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiç bir sebep ve suretle bölünemez bir mahiyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlanması gerekir.

 

Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır.

Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi?

 

Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.  

Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur.

 

Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.  

 

Biz Türkler ruhen demokrat doğmuş bir milletiz.

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

Biz uygarlıktan,ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz.

 

Milletimizin içinde hakiki, ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle iftihar eder. Bu gibi alimlere gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Eğer bizim dinimiz akla mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olamazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.

 

Bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir.

 

Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.

 

Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun asil unsuru köylüdür.

 

Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.

 

Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu.

 

Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir.

Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.  

Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını söyler. Bazı kimseler modern olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asil kafirlik onların bu inanışıdır.

 

Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın.

 

Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri asacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.

 

Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.  

 

Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır.

 

Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

 

Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsan, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve egemenliklerine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır.

 

Sömürgecilik ve emperyalizm yer yüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır.

 

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir  

 

Dünyada ne görüyorsak KADIN'ın eseridir.

 

Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

 

Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.  

 

Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez.

 

Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız.

 

Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız.

 

Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz.

 

Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapmak lazım geldiğini düşünmek yani meşveret için yapılmıştır. Millet islerinde her ferdin zihni başlıbaşına faaliyette bulunmak elzemdir.

 

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

 

Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.  

 

Eşini mutlu edecek herkes evlenmelidir. Çoluk çocuk sahibi olmalıdır  

 

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

 

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur

Ey yükselen yeni kuşak, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz.

 

Fıkıhtaki zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkar olunamaz kaidesi adalet siyasetimizin temel taşıdır.

 

Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti bir kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

 

Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.  

 

Halkın sesi hakkın sesidir

 

Hayatı millet tehlikeye maruz kalmayınca, harp bir cinayettir.

Hayatta tam mutluluk ve esenlik ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, esenliği için çalışmakta bulunabilir.

 

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir.

 

Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır.

 

Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür.

 

Hiçbir iyi inkılap, hakikati görenler dışında ekseriyetin reyine müracaatla yapılamaz.

 

Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi ede etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Bir fikre dayanmayan zafer yaşayamaz. Her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır. Yoksa başlıbaşına zafer boşa gitmiş bir gayrettir.

 

Hissiyatı ve vicdani telakkiyati, ilim ve fenle besleyip eğiterek toplumun gerçek huzur ve saadetine çalışmak ulvi bir görüştür.

 

Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir.

 

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?  

 

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

 

İntisap etmekle bahtiyar olduğumuz İslam dinini, asırlardan beri alışılmış olduğu üzere bir siyaset vasıtası mevkiinden kurtarmak ve yükseltmek elzem olduğu hakikatini müşahede ediyoruz. Mukaddes ve lahuti olan inançlarımızı ve vicdanlarımızı çapraşık ve değişken olan ve her türlü menfaat ve ihtirasların tecellisine sahne olan siyasetten ve siyasetle ilgili bütün hususlardan bir an evvel ve kesin olarak kurtarmak, milletin, dünya ve ahiret saadetinin emrettiği bir zarurettir.

 

Kadının en büyük vazifesi analıktır

Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorunluluğundadır. Gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.

 

Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup oldu.

 

Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.

 

Korku üzerine egemenlik kurulamaz.

 

Masum halka beş vakit namazdan başka, geceleri de fazla namaz kılmayı vaiz ve nasihat etmek belki de ömründe hiç namaz kılmamış olan bir politikacı tarafından olursa bu hareketin hedefi anlaşılmaz olur mu?

 

Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

 

Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki, ona bigane olanları yakar, mahveder.

Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet boşunadır. O, gafil ve itaatsizler hakkında çok amansız davranır.

Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.  

 

Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.

 

Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

 

Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.

 

Milleti ve içtimai zemini hazırlamadan inkılaplar yapılamaz.

 

Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum.

 

Milletimiz daha da dindar olmalıdır diyorum.Ama bütün sadelik ve güzelliği ile.Dinime,bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum.Şuura aykırı ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.

 

Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

 

Milletimizin bugünkü yönetimi gerçek özelliği ile bir halk yönetimidir.

Milletin kaynağı toplum hayatinin esasi olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir.

 

Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

 

Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur.

 

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

 

Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

 

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

 

Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.  

 

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

 

Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.  

Onun için, hepimiz büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim.

 

Öğretmenler, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır.

 

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.

 

Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

 

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

 

Sarık ve cüppeyle artık dünyada muvaffak olmanın imkanı yoktur. Yaptığımız muazzam inkılaplarla medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik.

 

Sayın öğretmenler, hiç bir zaman düşüncelerinizden çıkmasın ki cumhuriyet sizden fikri hur, vicdani hür, irfanı hür nesiller ister.

 

Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

 

Şu anda batıl itikatlardan oluşan ikinci bir din mevcuttur.Fakat bu cahiller sırası gelince aydınlatılacaktır.

 

Tam bağımsızlık denildiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik kasdolunmaktadır.

Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir.

 

Tarihimiz en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır.

 

Tekkeler de behemehal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irşatlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irşadına muhtaç değiliz. Biz medeniyet, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz.

 

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.  

 

Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır.

 

Türk milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

 

Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müsbet ilimdir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür.

 

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

 

Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türk Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini, zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez.

 

Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükümetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve saadet vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halkımıza da iyi bakmaktır.

 

Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.  

 

Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

 

Vazife mukabili olmayan hak mevcut hak değildir.

 

Yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökte dolaşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz bekçileridir.

 

Yoksul kadın: Hiçbir şeyi olmayan kadın anlamında alınmıştır. Halbuki kadın denilen varlık, bizatihi yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz.

 

Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.  

 

Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

 

Zafer, zafer benimdir diyebilenindir.

 

Kapat.