Kürt Kökenli Derneklerden Bildiri

 

Kürt Kökenli Derneklerden Bildiri

Kürt kökenli vatandaşların üyesi olduğu ilçe, köy ve aşiret derneklerinin temsilcileri, hükümetin "Açılım" adını verdiği girişimleri vatana ihanet olarak değerlendirdi.

Malatya Gazeteciler Derneği´nde düzenlenen basın toplantısında yapılan açıklamaya;

Öz Puturgeliler Derneği Başkanı Necati Çelebi,

Izollu Derneği Başkanı Nacim Ozhan,

Parcikanlılar Derneği Başkanı Mehmet Kapusuz,

Çelikhanlılar Derneği Başkanı Mustafa Çelik,

Baskilliler Derneği Başkanı Yunus Gorgun,

Palulular Derneği Başkanı Süleyman Ateş,

Alikanlilar Derneği Baskanı Zeynel Kayan,

Mamsurlular Derneği Başkanı Bayram Cay ve

Karapinar Derneği Başkanı Ziya Gul imza koydular..

 

Avukat Hanifi Kartal´ın kanaat önderleri adına okuduğu basın açıklamasında, DTP´ye vurgu yapılarak, hiç bir partinin Kürtlerin temsilcisi olamayacağı belirtilirken, terör örgütü liderinin de Kürtlerin temsilcisi olarak takdim edilmesinin Kürtlere hakaret olduğu ifade edildi.
Bu kuruluşlar adına Avukat Hanifi Kartal tarafından yapılan açıklama şöyle:
"Türkmeniyle- Kürdüyle, Alevisi- Sunnisiyle, etnik kökeni ve mezhebi ne olursa olsun 70 milyon vatandaşımızın ortak sesi olma adına açılım sürecine ilişkin olarak görüşlerimizi aşağıda maddeler halinde kamu oyuna deklare ediyoruz;
1- Hiçbir siyasi parti; Kürtlerin, Türkmenlerin, Sunnilerin, Alevilerin ya da milletin herhangi bir unsurunun temsilcisi olamaz.

Hele hele bir terör örgütünün ve liderinin Kürtlerin temsilcisi gibi takdimi en hafif tabiriyle Kürtlere ve bütün milletimize hakarettir.
2- Geçmişten beri oy kaygısıyla terör örgütünün palazlanmasına vesile olan, bunların yandaşlarını meclise taşıyarak siyasallaştıran ve yasaları çiğneyerek terörist basma ayrıcalık tanıyan ve terörist başını muhatap almak isteyen siyasetcilerde en az dış güçler kadar bu vebale ortaktır.
3- Cenab-ı Allah yüce kitabında (Rum-22) buyuruyor ki: ´Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması Allah´ın ayetlerindendir. ´

Bu ilahi düstur çerçevesinde Türkçenin, Ingilizcenin, Arapçanın, Rusçanın veya herhangi bir dilin yasaklanmasına yönelik girişim, Allah´ın ayetlerini inkar ile eş anlamlıdır.

Hele hele Türkiye'nin devlet uygulaması olarak, ortak kültür ve medeniyetimizin unsurları olan Kürtçe yi, Zazaca yı, Çerkezce yi, Azerice yi ya da herhangi bir şive veya lehçeyi yasaklaması asla kabul edilemez.

Kültürümüzün unsurlarını yasaklamak bir yana, bunları korumak ve geliştirmek devletin görevi olmalıdır.
4- Ancak ortak-milli ana dil bir tanedir ve bu da Türkiye Türkçesinin İstanbul şivesidir. Yani bugünkü resmi dilimizdir.

Bunun yerine Türkçenin veya Kürtçenin başka bir şivesinin ikame edilmesi düşünülemez.
5- Ayyıldızlı Albayrak bütün milletimizin ortak bayrağıdır.

Bayrağımıza saygısızlık bayrağın şekillenmesinde emegi geçen Sultan Alparslanlara, Selahattin-i Eyyubilere, Fatihlere, Yavuzlara, Mehmet Akiflere kısaca tüm ecdad hatırasına ve milletimizin inanç değerlerine saygısızlıktır.
6- Asırlarca İslam coğrafyasına ve mazlum milletlere kan kusturan haçlı bakiyesi ülkeler; tek devlet, tek millet olma yolunda ilerlerken işgal altındaki Müslüman halkların tek umudu olan Türkiye'yi bölmeye çalışmak vatana da İslam alemine de ihanettir.
7- Devlet ile terör örgütü ilişkilerinde barış sözcüğü kullanılamaz. Zira barış sözcüğü meşru güçler arasında söz konusudur.
8- Terör örgütünü ve yandaşlarını muhatap almayan her türlü iyi niyetli girişimin ve açılımın yanında olacağımız ve buna katkı sağlayacağımızı Türk ve dünya kamuoyuna saygıyla arz ederiz."